Hocam Dolgu mu Yaptırayım, Yüzümü mü Gerdireyim?
Ben de önce şunu soruyorum: Aynaya baktığınızda sizi rahatsız eden şey ne? Hacim kaybı mı, sarkma mı? Yoksa kendinizi iyi hissettiğiniz hâld...
Son yıllarda giderek daha sık karşılaştığımız bir hasta grubu var.
Hasta ciddi miktarda kilo vermiş. Daha rahat hareket ediyor, kıyafetleri değişmiş, metabolik açıdan daha sağlıklı hissediyor ve çoğu zaman verdiği kilodan son derece memnun.
Ama aynaya baktığında başka bir şey dikkatini çekiyor:
“Hocam, kilo verdim ama yüzüm çöktü.”
“Gözlerim daha yorgun görünüyor.”
“Çene hattım kayboldu.”
“Boynum sarktı.”
“Sanki vücudum gençleşti ama yüzüm yaşlandı.”
Bugün sosyal medyada bu görünüm sıklıkla “Ozempic face” olarak adlandırılıyor.
Ama burada önemli bir problem var.
Bu görünüm Ozempic ile başlamadı.
Zayıflama iğneleri hayatımıza girmeden çok önce, obezite cerrahisi sonrası büyük miktarda kilo veren hastalarda yüz ve boyunda çok benzer değişiklikleri zaten görüyorduk.
Yani belki de tartışmamız gereken şey “Ozempic face” değil.
Kilo kaybı sonrası yüz değişimi.
Bu konuyu hastalarıma anlatırken meseleyi mümkün olduğunca basit tutuyorum.
Yüzünüz, kiloyu:
verdiğinizi bilmiyor.
Yüzün gördüğü şey başka:
İşte yüzde gördüğümüz sonucun büyük kısmını bunlar belirliyor. Bu nedenle ben bu hastalara bakarken önce kullanılan ilacın veya ameliyatın adını değil, yüzün nasıl değiştiğini anlamaya çalışıyorum.
Bariatrik cerrahiden sonra büyük miktarda kilo veren hastalarda yüz estetiğinin değiştiğini gösteren çalışmalar yeni değil.
Literatürde özellikle orta yüz hacminde azalma, yanakların boşalması, nazolabial çizgilerin belirginleşmesi ve boyunda cilt gevşekliği tarif ediliyor. Büyük kilo kaybı sonrasında bazı hastaların yüzünün daha ileri yaşta algılanabildiğini gösteren çalışmalar da var. PubMed kaynağı
Bu bize çok önemli bir şey öğretiyor:
Kilo vermek sağlık açısından çok olumlu bir değişiklik olabilirken, yüzün estetik cevabı her zaman aynı yönde olmayabilir. Bazen insan vücuduyla ilgili kendini daha iyi hissederken aynadaki yüz daha yorgun görünmeye başlayabilir. Benim için hastanın asıl rahatsızlığı çoğu zaman burada başlıyor.
Yüzümüzdeki yağ dokusunu yalnızca fazlalık olarak düşünmemek gerekiyor.
Yüz yağı aynı zamanda:
Ciddi kilo kaybında bu kompartımanların hacmi azalabilir. Şakaklar boşalabilir. Yanaklar düzleşebilir. Göz altı ve çevresi daha kemikli görünebilir. Nazolabial oluklar belirginleşebilir. Jowl görünümü artabilir. Boyun derisi daha gevşek görünebilir.
Aslında bazı hastalarda yeni bir sarkma oluşmaktan çok, daha önce yüz hacmi tarafından gizlenen gevşeklik görünür hâle geliyor. Bu önemli bir ayrım.

Yüz açısından ortak noktaları büyük. Her ikisinde de ciddi kilo kaybı sonucunda yüz hacmi azalabilir. Ancak tamamen aynı durum değiller.
Özellikle başlangıç kilosu yüksek hastalarda toplam kilo kaybı çok büyük olabilir.
Dolayısıyla yüz ve boyunda:
daha dramatik görülebilir. Ancak cerrahi hastalarında bizim ayrıca değerlendirmemiz gereken önemli bir konu daha var: Beslenme durumu. Bariatrik cerrahi sonrasında, özellikle malabsorpsiyonun daha belirgin olduğu prosedürlerde, demir, folat, B12, D vitamini, çinko, bakır ve diğer mikrobesin eksiklikleri görülebilir. Protein yetersizliği ve yağsız vücut kitlesindeki azalma da bazı hastalarda önem kazanabilir. Güncel kılavuzlar bu nedenle bariatrik cerrahi hastalarının beslenme eksiklikleri açısından düzenli takip edilmesini öneriyor.
Bu nedenle obezite cerrahisi geçirmiş ve yüz ya da boyun cerrahisi düşündüğümüz bir hastada yalnızca “Kaç kilo verdiniz?” diye sormak yeterli değildir.
Çünkü iyi bir ameliyat planlamak kadar, dokuların iyi iyileşebileceği bir organizma hazırlamak da önemlidir.

GLP-1 ve GLP-1/GIP temelli ilaçlar gastrointestinal sistemi bariatrik cerrahi gibi anatomik olarak değiştirmez. Bu nedenle gastrik bypass sonrasında görebildiğimiz tipte bir cerrahi malabsorpsiyondan söz etmiyoruz. “Malabsorpsiyon yok” demek, “beslenmenin önemi yok” demek değildir.
İştahın çok azalması, hızlı kilo kaybı, düşük protein alımı ve fiziksel aktivitenin yetersiz olması durumunda yağla birlikte yağsız kütlede de azalma olabilir. Dolayısıyla ben zayıflama ilacı kullanan hastada da yalnızca yüzdeki yağa bakmam. Hastanın genel doku rezervine bakarım.
Bu sorunun tek bir cevabı yok. Geçmişte çok büyük kilo kayıplarını daha çok bariatrik cerrahi hastalarında gördüğümüz için dramatik yüz ve boyun değişimleri de bu hastalarla özdeşleşmişti. Ama yeni nesil kilo verme ilaçlarıyla artık cerrahi olmadan da oldukça ciddi kilo kayıpları elde edilebiliyor. Dolayısıyla iki grup birbirine giderek yaklaşıyor. “Hangi yöntemle kilo verdi?” değil, “Ne kadar ve ne kadar hızlı kilo verdi?”
Örneğin 20 kilogram kaybetmiş bir yüz, bunun sleeve gastrektomi sonrasında mı yoksa tirzepatid kullanırken mı gerçekleştiğini bilmiyor.
Yüzün bize gösterdiği:
Hayır. Bence bu konudaki en önemli mesajlardan biri bu. Yüzde hacim kaybını gördüğümüzde ilk refleks “Eksilen hacmi yerine koyalım.” olabiliyor.- Bazen gerçekten doğru yaklaşım bu. Ama her zaman değil.
Çünkü bir yüzde üç farklı problem olabilir:
1. Hacim kaybı
Bu durumda kontrollü dolgu veya kişinin kendi yağıyla yapılan hacim restorasyonu faydalı olabilir.
2. Cilt kalitesinde bozulma
Burada cilt bakımı ve uygun seçilmiş enerji bazlı tedaviler düşünülebilir.
3. Dokuların aşağı doğru yer değiştirmesi
Burada sorun yalnızca eksik hacim değildir. Yanak aşağı inmiş, jawline bozulmuş ve boyun gevşemiş olabilir. Böyle bir yüzü sürekli doldurmaya çalışmak bazen yüzü daha genç değil, daha ağır gösterebilir. İşte burada cerrahi değerlendirme önem kazanır.
Bazı açılardan evet.
Çok büyük kilo kaybı yaşayan hastalarda yüz ve boyun dokularındaki gevşeklik daha yaygın olabilir.
Bu nedenle sadece cildi germek değil:
birlikte düşünülmelidir.
Ben bu hastalarda özellikle hacim ve sarkmayı birbirinden ayırmaya çalışıyorum.
Çünkü ikisi aynı problem değil.
Birine hacim vermek gerekir. Diğerinde dokuyu yerine taşımak gerekir. Bazı hastalarda ise ikisine de ihtiyaç vardır.

Kilo hâlâ hızla düşüyorsa büyük estetik kararlar almak konusunda acele etmemeyi tercih ederim. Hareket eden bir hedefi ameliyat etmek istemeyiz. Bugün düzelttiğiniz yüz, hasta birkaç ay içinde 8–10 kilo daha verdiğinde tekrar değişebilir.
Özellikle cerrahi düşünülen hastalarda:
çok değerlidir. Bu hem sonuçların öngörülebilirliğini hem de güvenli iyileşmeyi artırır.
Eski yüzü geri getirmeye çalışmıyoruz Bence büyük kilo kaybı sonrası yüz estetiğinde çok önemli bir psikolojik nokta var. Hasta çoğu zaman bize eski fotoğrafını gösteriyor: “Ben böyleydim.” Ama artık aynı vücutta değil. Aynı kilo dağılımında değil. Belki aynı yaşta da değil. Dolayısıyla amacımız her zaman eski yüzü birebir geri getirmek olmamalı. Hastanın yeni vücuduyla uyumlu yeni bir yüz dengesi oluşturmak. Bu çok daha doğal bir hedef.
Bence evet. “Ozempic face” akılda kalıcı bir sosyal medya terimi. Ama tıbbi olarak problemi gereğinden fazla tek bir ilaca bağlıyor.
Oysa aynı değişimi:
görebiliyoruz. Bu nedenle ben daha geniş bir kavramı tercih ediyorum: Weight-loss face. / Kilo kaybı sonrası yüz değişimi. Çünkü esas mesele marka değil. Esas mesele değişimin kendisi.
Büyük kilo kaybı sonrası bana başvuran bir hastada dört soru sorarım:
Sonra beşinci soruyu eklerim: Kilo verme süreci artık tamamlandı mı? Obezite cerrahisi geçirmişse beslenme durumunu da ayrıca değerlendiririm. Bundan sonra tedaviyi konuşabiliriz. Bazen cevap hiçbir şey yapmamaktır. Bazen küçük bir hacim desteği. Bazen yağ enjeksiyonu. Bazen cilt tedavisi. Bazen yüz ve boyun germe. Ama bana göre yanlış olan yaklaşım şudur: Hastanın hangi kilo verme yöntemini kullandığına bakıp otomatik bir tedavi önermek. Çünkü biz ilacı tedavi etmiyoruz. Obezite ameliyatını da tedavi etmiyoruz. Karşımızdaki yüzü tedavi ediyoruz.
Obezite cerrahisi ile zayıflama iğneleri birbirinden farklı tedavilerdir. Ancak yüzde ortaya çıkan değişimin önemli bir bölümü aynı biyolojik olaydan kaynaklanabilir:
Ama bunun çözümü herkeste aynı değildir. Benim için doğru yaklaşım:
Ama ne kaybettiğini bize çok iyi gösteriyor.
Ben de önce şunu soruyorum: Aynaya baktığınızda sizi rahatsız eden şey ne? Hacim kaybı mı, sarkma mı? Yoksa kendinizi iyi hissettiğiniz hâld...
Yaşlanma ve genç kalma üzerine konuşurken sık duyduğumuz bir cevap var: “Her şeyin sebebi stres.” Güneş, alkol, uykusuzluk, beslenme alışkan...
Burun estetiği sonrası sosyal medyaya dönüş; rinoplasti iyileşme süreci, ödem, psikolojik hazırlık ve yorumlara duyarlılıkla değerlendirilir...