Yüz Germe Ameliyatı Sonrası Nelere Dikkat Edilmeli?
Yüz germe ameliyatı sonrası dönemde en önemli noktalar kesi alanlarının korunması, şişlik ve morluğun takip edilmesi, fiziksel aktivitenin k...
Çene geriliği, alt çenenin yüzün diğer yapılarıyla karşılaştırıldığında geride konumlanmasıdır. Bu durum yalnızca çene ucunun küçük veya geride görünmesine neden olmayabilir; bazı kişilerde diş kapanışı, çiğneme, yüz profili ve hava yolu ilişkisi üzerinde de etkili olabilir. Çene geriliği tıbbi olarak mandibular gerilik veya retrognati olarak da adlandırılabilir.
Ancak her geride görünen çene aynı anatomik probleme bağlı değildir. Bazı kişilerde alt çenenin tamamı gerideyken bazı kişilerde alt çenenin konumu normal olmasına rağmen yalnızca çene ucu yeterince öne çıkmamıştır. Bu ayrım tedavinin belirlenmesinde önemlidir. Çünkü çene dolgusu, çene ucu implantı veya genioplasti ile alt çenenin tamamını ileri taşıyan ortognatik cerrahi aynı sorunu çözmez.
Çene yapısı değerlendirilirken yüzün yalnızca önden görünümüne bakılmaz. Yan profil, üst ve alt çenenin birbirine göre konumu, diş kapanışı, dudakların pozisyonu, çene-boyun geçişi ve yüzün genel oranları birlikte incelenir. Çene geriliği tanısı bu nedenle yalnızca kişinin çenesinin küçük görünmesine bakılarak konulmamalıdır.
Çene geriliği, alt çenenin üst çeneye ve yüzün geri kalanına göre olması gerekenden daha geride konumlanmasıdır. Alt çenenin geride olması, çene ucunun küçük veya geride görünmesine yol açabileceği gibi üst ve alt dişlerin kapanış ilişkisini de değiştirebilir.
Tıbbi olarak retrognati veya mandibular gerilik olarak tanımlanan bu durumda problem alt çenenin boyutundan, gelişiminden veya yüz iskeleti içindeki konumundan kaynaklanabilir. Retrognati ile küçük çene aynı anlamda kullanılmamalıdır. Alt çenenin boyutu normal olmasına rağmen geride konumlanması mümkün olduğu gibi çene kemiğinin gelişimi de yetersiz olabilir.
Çene geriliği belirtileri kişiden kişiye değişir. Bazı kişiler yalnızca yüz profilindeki farklılık nedeniyle durumu fark ederken bazı kişilerde diş kapanış bozukluğu veya çiğneme sorunları ön planda olabilir.

Sık karşılaşılan bulgular arasında şunlar bulunabilir:
Bu bulguların bulunması tek başına çene geriliği tanısı koydurmaz. Muayenede yüz oranlarının yanı sıra ağız içi yapı, üst ve alt dişlerin ilişkisi, çene eklemi ve alt çenenin hareketleri değerlendirilir. Gerektiğinde sefalometrik görüntüleme gibi yöntemlerle üst ve alt çenenin kafatasına ve birbirine göre konumu ölçülebilir.
Sefalometrik değerlendirme özellikle görünen problemin çene ucunda mı yoksa alt çenenin tamamında mı bulunduğunu anlamaya yardımcı olabilir. Dişlerin zaman içinde iskeletsel uyumsuzluğu kısmen telafi edecek şekilde konum değiştirmesi mümkün olduğundan yalnızca dişlerin dışarıdan görünümüne bakmak yeterli olmayabilir. Tedavi planı iskelet yapısı ile diş kapanışının birlikte değerlendirilmesiyle oluşturulur.
Çene geriliği özellikle yan profilde alt yüzün geride görünmesine, çene-boyun geçişinin belirsizleşmesine ve burunun olduğundan daha belirgin algılanmasına neden olabilir. Bunun nedeni yüz görünümünün tek tek bölgelerden değil, bölgeler arasındaki oranlardan etkilenmesidir.
Alt çene yüzün alt üçte birlik bölümünün temel iskelet yapılarından biridir. Çene ucu yeterince öne uzanmadığında burun, dudak ve çene arasındaki profil dengesi değişebilir. Kişinin burnunda yapısal olarak büyük bir değişiklik bulunmasa bile geride olan çene nedeniyle burun profilde daha baskın görünebilir.
Alt çenenin geride olması çene-boyun hattını da etkileyebilir. Özellikle çene ucunun projeksiyonu yetersiz olduğunda boyun dokuları çeneye daha yakın görünür ve çene ile boyun arasındaki açı daha az belirgin hale gelebilir. Bu durum bazen gıdı görünümüyle karıştırılabilir.
Çene asimetrisi de mandibular gelişim farklılıklarına eşlik edebilir. Alt çenenin sağ ve sol tarafının gelişiminin aynı olmaması çene ucunun orta hattan sapmasına ve yüzün iki tarafı arasında belirgin fark oluşmasına yol açabilir.
Bu nedenle yüz profili bozukluğu değerlendirilirken yalnızca çene ucunun ne kadar geride olduğuna bakılmaz. Alın, burun, dudaklar, çene ucu ve boyun arasındaki oran birlikte incelenir. Tedavinin amacı da tek bir bölgeyi mümkün olduğunca öne çıkarmak değil, yüzün kendi anatomik oranları içerisinde denge oluşturmaktır.
Çene geriliği bazı kişilerde çiğneme fonksiyonunu ve hava yolunu etkileyebilir ancak her çene geriliğinde bu sorunların görülmesi beklenmez. Etkinin derecesi alt çenenin ne kadar geride olduğuna, diş kapanışına ve kişinin hava yolu anatomisine bağlıdır.
Alt ve üst çenenin uyumsuz olması dişlerin birbiriyle doğru temas etmesini engelleyebilir. Maloklüzyon olarak adlandırılan bu durumda yiyecekleri parçalama ve çiğneme sırasında kuvvet dişlere eşit dağılmayabilir. Bazı kişiler çiğneme güçlüğü yaşarken bazı kişilerde fonksiyonel sorun bulunmadan yalnızca iskeletsel ve görünümle ilgili farklılık görülebilir.
Çene yapısı ve diş kapanışı arasındaki ilişki bu nedenle tedavi planının önemli bir parçasıdır. Dişlerdeki kapanış problemi yalnızca dişlerin konumundan kaynaklanıyorsa ortodontik tedavi yeterli olabilir. Problem üst ve alt çenenin kemik yapılarının birbirine göre konumundan kaynaklanıyorsa farklı bir yaklaşım gerekebilir.
Alt çenenin belirgin şekilde geride olması bazı kişilerde dil ve çevresindeki yumuşak dokuların konumunu da etkileyerek üst hava yolu alanıyla ilişkili olabilir. Retrognati, obstrüktif uyku apnesi açısından değerlendirilen kraniyofasiyal özelliklerden biridir. Ancak horlama veya uyku apnesi bulunan herkesin sorunu çene geriliğinden kaynaklanmaz.
Ağızdan nefes alma, horlama ve çene yapısı arasındaki ilişki araştırılırken burun tıkanıklığı, bademcikler, yumuşak damak, dil kökü, kilo ve diğer hava yolu faktörleri de değerlendirilmelidir. Uyku apnesi ve çene geriliği şüphesinde yalnızca yüz görünümüne bakılarak tedavi kararı verilmez.

Çene geriliği çoğunlukla büyüme ve gelişim döneminde ortaya çıkan iskeletsel özelliklerle ilişkilidir ancak bazı durumlarda sonradan da gelişebilir. Genetik özellikler, çene gelişimindeki farklılıklar, travmalar ve bazı gelişimsel durumlar alt çenenin pozisyonunu etkileyebilir.
Çocukluk ve ergenlik döneminde alt çene gelişimi devam eder. Üst ve alt çenenin büyüme hızının birbiriyle uyumlu olmaması zaman içerisinde mandibular geriliğin daha belirgin hale gelmesine yol açabilir. Bu nedenle bazı çocuklarda problem erken dönemde fark edilirken bazılarında ergenlikle birlikte daha görünür hale gelir.
Ailede benzer çene yapısının bulunması da genetik yatkınlığı düşündürebilir. Bunun yanında yüz ve çene bölgesine alınan travmalar, büyüme merkezlerini etkileyen bazı hastalıklar veya daha önce geçirilen cerrahiler sonradan gelişen çene yapısındaki bozukluklara katkıda bulunabilir.
Yetişkin bir kişide çenenin giderek geriye doğru hareket etmesi sık görülen doğal bir süreç değildir. Ancak yaşla birlikte diş kayıpları, kemik değişiklikleri ve yüzün yumuşak dokularındaki hacim kaybı nedeniyle mevcut çene geriliği daha belirgin algılanabilir.
Mentoplasti hakkında detaylı bilgi almak için tıklayın.
Çene geriliğinin düzeltilmesi problemin dişlerden, çene ucundan veya alt çenenin tamamından kaynaklanmasına göre değişir. Ortodontik tedavi, çene dolgusu, çene ucu implantı, genioplasti ve ortognatik cerrahi farklı anatomik sorunlar için kullanılan yöntemlerdir.
Çocukluk ve ergenlik döneminde büyümenin devam etmesi bazı tedavi seçeneklerini etkileyebilir. Uygun vakalarda ortodontik ve ortopedik uygulamalar dişlerin ve çene ilişkisinin yönlendirilmesinde kullanılabilir. Çene gelişimi tamamlandıktan sonra ise gerçek iskeletsel geriliği yalnızca dişleri hareket ettirerek tamamen değiştirmek mümkün olmayabilir.
Diş kapanışı normal olan ve temel problemi çene ucunun geride görünmesi olan kişilerde çene ucu bölgesine yönelik işlemler değerlendirilebilir. Çene dolgusu geçici olarak hacim ve projeksiyon sağlarken çene ucu implantı veya genioplasti daha kalıcı cerrahi seçenekler arasında yer alır.
Alt çenenin tamamının geride olması ve buna belirgin diş kapanış bozukluğunun eşlik etmesi durumunda ise mandibular ilerletme ameliyatı gibi ortognatik cerrahi yöntemler gündeme gelebilir. Ortognatik cerrahi çene kemiklerinin konumunu değiştirdiği için çoğunlukla ortodontik planlamayla birlikte yürütülür.
Diş kapanışı normal olan ve temel sorunu çene ucunun geride veya yeterince belirgin görünmemesi olan bazı kişilerde cerrahi dışı bir seçenek olarak çene dolgusu değerlendirilebilir. Dolgu uygulamasıyla çene ucuna hacim ve öne doğru projeksiyon kazandırılarak yüz profilindeki denge değiştirilebilir.
Çene dolgusu ile çene kemiğinin kendisi ileri taşınmaz. Uygulama, çene ucunun yumuşak doku hacmini artırarak profilde daha önde ve belirgin görünmesini sağlar. Bu nedenle özellikle hafif çene ucu geriliğinde veya cerrahi istemeyen kişilerde geçici bir seçenek olarak düşünülebilir.
Ancak çene dolgusu alt çenenin tamamını ileri taşımaz ve iskeletsel mandibular geriliği düzeltmez. Diş kapanış bozukluğu, belirgin retrognati, çiğneme sorunu veya fonksiyonel problem bulunan kişilerde dolgu ortognatik cerrahinin yerine geçen bir tedavi değildir.
Dolgunun etkisi kalıcı değildir. Kullanılan dolgu materyaline, uygulanan miktara, kişinin metabolizmasına ve doku özelliklerine göre zaman içinde azalabilir. Bu nedenle çene dolgusu ile çene ucu implantı, genioplasti veya ortognatik cerrahi aynı kalıcılık ve anatomik etki açısından değerlendirilmemelidir.
Çene geriliği tedavisi, sorunun hangi anatomik yapıdan kaynaklandığı belirlendikten sonra kişiye özel planlanır. Görünümle sınırlı bir çene ucu geriliği ile diş kapanışını ve alt çenenin tamamını etkileyen mandibular gerilik aynı şekilde tedavi edilmez.
Bu makalenin ana odağı, çene geriliğinin düzeltilmesinde kullanılan cerrahi ve kalıcı çene düzeltme yöntemleridir. Çene dolgusu ise cerrahi olmayan ve geçici bir seçenek olarak ayrıca ele alınmıştır. Dolgu uygulaması çene ucunun projeksiyonunu artırabilir ancak alt çenenin iskeletsel konumunu veya diş kapanışını değiştirmez.

Tedavi öncesinde yüz profili, çene kemiği gelişimi, çene simetrisi ve dişlerin kapanışı değerlendirilir. Gerektiğinde fotoğraf analizi, ağız içi kayıtlar ve radyolojik ölçümler kullanılabilir.
Özellikle genç hastalarda büyümenin devam edip etmediği önemlidir. Çene gelişimi sürerken yapılacak planlama ile erişkin dönemdeki cerrahi yaklaşım aynı değildir. İskeletsel çene bozukluğunda ortognatik cerrahi düşünülüyorsa büyümenin büyük ölçüde tamamlanması ve diş kapanışının ayrıntılı olarak değerlendirilmesi gerekir.
Ortodontik inceleme tedavinin yalnızca diş teli gerektirip gerektirmediğini belirlemek için yapılmaz. Bazı kişilerde dişler, mevcut çene uyumsuzluğunu yıllar içinde kısmen telafi edecek pozisyonlara gelebilir. Cerrahi planlanan vakalarda dişlerin bu telafi konumundan çıkarılması gerekebilir. Böylece ameliyat sırasında çene kemikleri doğru pozisyona getirildiğinde üst ve alt dişlerin daha uygun şekilde kapanması hedeflenir.
Bu nedenle ortodonti ve çene cerrahisi bazı hastalarda birbirinden bağımsız değil, aynı tedavi planının farklı aşamaları olarak ele alınır. Ortodontik tedavinin ameliyattan önce mi, sonra mı veya her iki dönemde mi uygulanacağı mevcut kapanışa ve cerrahi plana göre belirlenir.
Çene geriliği tedavi yöntemleri ortodontik uygulamalardan çene dolgusu ve çene ucu cerrahisine, daha kapsamlı vakalarda ise ortognatik cerrahiye kadar değişebilir. Hangi yöntemin kullanılacağı çene geriliğinin derecesine, diş kapanışına, yaşa ve kişinin beklentisine göre belirlenir.
Seçenek | Özellikler | Uygulama Süreci | Artılar | Süreçte Öne Çıkanlar |
Çene Dolgusu | Çene ucuna geçici hacim ve öne doğru projeksiyon kazandırır | Cerrahi kesi olmadan enjeksiyonla uygulanır | Çene ucu görünümünde cerrahi olmadan değişiklik sağlayabilir | Alt çenenin tamamını veya diş kapanışını düzeltmez, kalıcı değildir |
Ortodontik Tedavi | Dişlerin konumunu ve kapanış ilişkisini düzenlemeyi amaçlar | Tedavi aylar veya daha uzun sürebilir | Diş kapanışının düzenlenmesini sağlar | Gerçek iskeletsel geriliği her vakada tek başına düzeltemez |
Çene Ucu İmplantı | Çene ucuna hacim ve öne doğru projeksiyon kazandırır | İmplant uygun plana göre yerleştirilir | Çene ucu görünümünü kalıcı olarak değiştirebilir | Alt çenenin tamamının konumunu veya diş kapanışını değiştirmez |
Genioplasti | Çene ucundaki kemik bölümünün yeniden konumlandırılmasıdır | Kemik kesilerek ileri, geri veya farklı yönde hareket ettirilebilir | Kişinin kendi kemik dokusu kullanılır ve üç boyutlu düzenleme yapılabilir | Diş kapanışını etkileyen mandibular gerilikten ayrı değerlendirilmelidir |
Ortognatik Cerrahi | Alt çenenin veya her iki çenenin iskeletsel konumunu düzenler | Genellikle ortodontik hazırlık ve cerrahi birlikte planlanır | İskelet yapısı ve diş kapanışı birlikte ele alınabilir | Daha kapsamlı bir cerrahi ve iyileşme süreci gerektirir |
Bu yöntemlerden birinin diğerinden genel olarak daha iyi olduğunu söylemek doğru değildir. Önemli olan hangi yöntemin mevcut anatomik sorunu düzelttiğidir.
Örneğin diş kapanışı normal olan ve yalnızca çene ucunun daha önde görünmesini isteyen bir kişide çene dolgusu, çene ucu implantı veya genioplasti gibi yöntemler değerlendirilebilir. Buna karşılık alt çenenin tamamı geride ve diş kapanışı belirgin şekilde bozuksa yalnızca çene ucuna dolgu veya implant yapılması iskeletsel problemi düzeltmez.
Tedavi seçiminde kişinin beklentisi kadar fonksiyonel bulgular da değerlendirilmelidir. Çiğneme sorunu bulunan, belirgin maloklüzyonu olan veya yüz iskeletinde önemli uyumsuzluk bulunan bir kişide yalnızca profil görünümünü değiştiren bir işlem yeterli olmayabilir. Buna karşılık normal kapanışı bulunan ve yalnızca çene ucu projeksiyonundan rahatsız olan kişide daha sınırlı bir uygulama gündeme gelebilir.
Çene ucu implantı ile kemik kaydırma olarak bilinen genioplasti arasındaki seçim, çene ucunda ne kadar ve hangi yönde değişiklik gerektiğine göre yapılır. Her iki yöntem de daha çok çene ucunun görünümünü değiştirir; alt çenenin tamamındaki geriliği veya belirgin maloklüzyonu düzeltmek için kullanılan ortognatik cerrahiyle karıştırılmamalıdır.
Çene implantında çene kemiğinin üzerine kişinin ihtiyacına uygun bir implant yerleştirilir. Bu yöntem özellikle çene ucunun öne doğru projeksiyonunun artırılmasının hedeflendiği durumlarda değerlendirilebilir.
Genioplastide ise çene ucunu oluşturan kemik bölümü kesilerek yeni bir konuma taşınır. Kemik yalnızca ileri değil, kişinin anatomisine bağlı olarak farklı yönlerde de konumlandırılabilir. Bu nedenle çene ucunun yüksekliği, asimetrisi ve projeksiyonu aynı plan içinde değerlendirilebilir.
Cerrahi istemeyen veya daha geçici bir değişiklik isteyen bazı kişilerde çene dolgusu da değerlendirilebilir. Ancak dolgu, implant ve genioplastiden farklı olarak kemik yapısını değiştirmez ve zaman içerisinde etkisi azalır.
Kişinin asıl problemi alt çenenin tamamının geride olmasıysa soru dolgu mu, implant mı veya genioplasti mi ile sınırlı kalmamalıdır. Diş kapanış bozukluğu olan belirgin mandibular gerilikte mandibular ilerletme ameliyatı veya her iki çeneyi kapsayan ortognatik cerrahi gerekebilir.
Mandibular ilerletme ameliyatında amaç çene ucunu tek başına öne taşımak değildir. Alt çenenin dişleri taşıyan bölümüyle birlikte iskeletsel konumu değiştirilir. Üst çenede de uyumsuzluk bulunuyorsa tedavi iki çeneyi kapsayabilir. Böylece yüz profilinin yanı sıra üst ve alt dişlerin birbirine göre ilişkisi de cerrahi planlamaya dahil edilir.
Bu ayrım gereksiz veya yetersiz müdahaleyi önlemek açısından önemlidir. Profil fotoğrafında geride görünen her çeneye dolgu veya implant uygulanması doğru olmadığı gibi her çene geriliğinde kapsamlı bir çene ameliyatı gerektiği de söylenemez.
Çene geriliğinde başvurulacak uzman, problemin diş kapanışı, yüz iskeleti, çene ucu görünümü veya solunumla ilişkili olmasına göre değişebilir. Değerlendirme bazı kişilerde birden fazla uzmanlık alanının birlikte çalışmasını gerektirir.
Diş kapanışı ve çeneler arasındaki ilişki için ortodonti uzmanının değerlendirmesi gerekebilir. İskeletsel alt çene geriliği ve ortognatik cerrahi gerektiren durumlarda çene cerrahisi alanı tedavi planında yer alabilir.
Temel sorun yüz profili, çene ucu projeksiyonu veya yüz estetiğiyle ilişkiliyse yüz plastik cerrahisiyle ilgilenen hekimler tarafından değerlendirme yapılabilir. Çene dolgusu, çene ucu implantı veya genioplasti planlanırken yalnızca çene ucuna değil, burun, dudaklar, çene hattı ve boyunla olan ilişkiye de bakılması gerekir.
Horlama, ağızdan nefes alma veya uyku apnesi şüphesi bulunuyorsa KBB ve uyku tıbbı değerlendirmesi de gerekebilir. Çünkü solunum sorunlarının tek nedeni çene geriliği olmayabilir ve hava yolunun farklı seviyeleri birlikte incelenmelidir.
Çene geriliğinde ilk amaç belirli bir ameliyatı veya uygulamayı seçmek değil, problemin çene ucundan mı, alt çenenin tamamından mı, diş kapanışından mı veya bu yapıların birkaçından birden mi kaynaklandığını belirlemektir. Tedavinin kapsamı bu ayrımdan sonra planlanır.
Yetişkinlerde belirgin iskeletsel çene geriliğinin kendiliğinden düzelmesi beklenmez. Büyüme dönemindeki çocuk ve ergenlerde ise çene gelişimi takip edilerek uygun ortodontik yaklaşım değerlendirilebilir.
Ortodontik tedavi dişlerin konumunu ve kapanış ilişkisini düzenleyebilir. Alt çenenin belirgin şekilde geride olduğu iskeletsel vakalarda yalnızca diş teli yeterli olmayabilir.
Belirgin alt çene geriliği bazı kişilerde diş kapanışı ve ağız içi fonksiyonlarını etkileyerek konuşma üzerinde dolaylı değişikliklere neden olabilir. Her mandibular gerilikte konuşma problemi görülmez.
Çene geriliği bazı kişilerde üst hava yolu darlığına katkıda bulunabilir ve obstrüktif uyku apnesi değerlendirmesinde dikkate alınan anatomik faktörlerden biridir. Uyku apnesinin nedeni yalnızca çene yapısına bakılarak belirlenemez.
Çene dolgusu, çene ucuna geçici hacim ve projeksiyon kazandırarak geride görünen çene ucunu daha belirgin hale getirebilir. Ancak alt çenenin iskeletsel konumunu veya diş kapanış bozukluğunu düzeltmez.
Genioplasti çene ucunun konumunu değiştirebilir ancak alt çenenin tamamındaki iskeletsel geriliği veya diş kapanış bozukluğunu düzeltmez. Gerçek mandibular gerilikte ortognatik cerrahi ayrıca değerlendirilmelidir.
İyileşme süresi uygulanan ameliyatın kapsamına göre değişir. Çene ucu implantı, genioplasti ve ortognatik cerrahinin ameliyat sonrası ödemi, beslenme düzeni ve günlük yaşama dönüş süreleri aynı değildir.
Alt çenenin sağ ve sol tarafındaki gelişim farklılıkları çene asimetrisi ve yüzün iki tarafı arasında belirginlik farkı oluşturabilir. Bu durumda geriliğin yanı sıra çene ucunun orta hatta göre konumu da değerlendirilir.
Yüz germe ameliyatı sonrası dönemde en önemli noktalar kesi alanlarının korunması, şişlik ve morluğun takip edilmesi, fiziksel aktivitenin k...
Gıdı bölgesinde fazlalık olması, kişinin olduğundan kilolu, yaşlı veya yorgun görünmesine neden olabilir. Üstelik bu durum her zaman fazla k...
Alt çene geriliği tedavisi; çene kapanışı, yüz profili, horlama ve uyku apnesi ilişkisiyle kişiye özel planlanan bir süreçtir. ...