Burun Estetiğinde Güncel Teknikler

Burun Estetiğinde Güncel Teknikler

 

Doçent Dr. Tevfik SÖZEN

 

Burun yüzümüzün ortasında yer alan, konumu itibari ile olduğu kadar fonksiyonu ile de çok önemli bir organdır. Burnun fonksiyonları denildiğinde ilk olarak koku ve nefes alma özellikleri akla gelse de, burun aynı zamanda insanın psikolojisinde de büyük etki sahibidir. Bu etki öyle kuvvetli şekilde hayatımıza girmiştir ki duygularımızı ifade ederken bile burnumuz üzerinden örnek veririz. Örneğin, sevdiğimiz kişiye duyulan özlemi vurgularken, “Burnumda tütüyor” gibi sözler kullanılırız.

Bu kadar hayatımızın içinde olan bir organın ameliyatı da oldukça önemlidir. Günümüzde burun estetiği ameliyatında hedeflenen, anatomik oluşumlara olabildiğince zarar vermemektir. Hastaların şikayetlerini giderirken, yenilerine yol açmamaktır. Bu nedenle çağdaş cerrahiler minimal invazif girişimlere yönelmiştir. Bu tür yaklaşımlar ile hastaların günlük hayattan uzun süre ayrı kalmalarının önüne geçilir.Bu yaklaşımın burun estetiğine uygulandığı zaman dorsum koruyucu cerrahi yaklaşımlar daha da öne çıkmaktadır. 

 

Dorsum koruyucu ameliyatlar yeni değil

Dorsum koruyucu burun ameliyatları da günümüzde bu amaçtan hareketle tekrar popülarite kazanmıştır. İlk olarak 1914’de tanımlandıkları düşünülürse yeni bir teknik olmayan bu yöntem, belli burun bozukluklarını düzeltmekte cerraha ve dolaylı olarak hastaya büyük katkı sağlar. Burun kıkırdak ve kemik birleşim yeri olan orta 1/3’lük kesimdeki ilişkiyi bozmaması ve burun iskeletini tabandan hareketlendirmesi ile bu teknik hem burun sırtını korur hem de kemik hareketlendirme işleminin sağlam şekilde olmasına imkan sağlar. Açık ve kapalı yöntemle yapılabilen burun ameliyatlarının her iki tekniğinde de dorsum koruyucu burun ameliyatı kullanılabilir. Kemik hareketlendirme işleminde mikro testereler, milimetrik osteotomlar veya Piezo cihazı kullanılabilir. Bunların ayrı ayrı ameliyat sonrası dönemdeki morluk ve şişliğe etkileri vardır. Bu konuya, bu yazının konusu dışında kaldığı için değinilmeyecektir. Burada önemli olan konu, tekniğin doğru hasta grubunda tercih edilmesi ve düzgün şekilde uygulanmasıdır. Şüphesiz ki, bu iki gereklilik her türlü ameliyatın planlanmasında hayati önem taşır. 

 

Türkiye, dorsum koruyucu ameliyatların yayılmasında öncü ülke

Bu tür dorsum koruyucu teknikler, “PreservationRhinoplasty” adındaki toplantılar ile ilki İstanbul’da olmak üzere, Fransa’nın Nice ve İtalya’nın Roma şehrinde düzenlendi.  Bu toplantılara Kulak Burun Boğaz ve Plastik Cerrahi doktorları yoğun ilgi gösterdi. Burada amaç, hastalar ve hekimler açısından tekniğin güvenli ve başarılı bir şekilde uygulanmasını sağlamaktı. Ülkemizin böyle bir tekniğin dünya üzerinde tekrar popüler hale getirilmesi ve geliştirilmesi açısından lider rolü oynaması gurur vericidir. Toplantılarda yapılan vaka tartışmalarının vardığı ortak nokta belirli hasta grubunda uygun şekilde uyguladığında burun, kemik ve kıkırdak çatısına zarar vermemek adına dorsum koruyucu cerrahinin kullanımı oldukça faydalı olduğudur. 

Yazımızın sonunda tekrar belirtmek isterim ki herhangi bir teknik tüm burun tiplerinde uygulamak için tek ve en iyi yöntem olamaz. Tıp fakültesinin birinci yılında öğretildiği gibi “Hastalık yoktur, hasta vardır”. Her sorun, kendi içinde değerlendirilip ona özel plan yapılması ile en başarılı olarak giderilebilir. Burun estetik ameliyatlarında da bu kaide değişmez. Burada biz cerrahlara düşen en doğru teknik seçimini yapabilmek için sürekli yeniliklere açık olmak ve daima en iyisini hedeflemektir. Hastalara düşen ise ameliyata dair beklentilerini doktoralarına tüm detayları ile bildirmeleridir. Başarı bir sonuca giden yol doğru iletişim ve ameliyatın teknik olarak iyi hazırlanmadan geçer.